Stories

Paulo Coelho’dan Seyahat Tüyoları

paulo coelho

paulo coelho

Dünyaca ünlü bir yazarın; Paulo Coelho’nun seyahat tüyolarını okumaya ne dersiniz? Hepimizin en çok bildiği kitaplardan biri olan ‘Simyacı’nın yazası Paulo Coelho bakalım seyahat edenlere neler tavsiye ediyor.

Müzelerden kaçının

Bu biraz gülünç bir tavsiye gibi görünebilir, ama şöyle bir düşünelim: yabancı bir şehirdesiniz, geçmişi araştırmaktansa şimdiyi araştırmak daha ilginç değil mi? İnsanlar kendilerini müzeye gitmeye mecbur hissediyorlar çünkü çocukluklarında seyahat etmenin bu tür bir kültürü araştırmak olduğunu öğrendiler. Elbette müzeler önemlidir, ancak zaman ve nesnellik isterler – orada ne görmek istediğinizi bilmeniz gerekir, aksi takdirde ne olduğunu hatırlayamadığınız birkaç önemli şey görmüş olma hissiyle ayrılırsınız oradan.

Barlara takılın

Barlar şehrin havasının ortaya çıktığı yerlerdir, müzeler değil. Bardan kastım gece kulüpleri değil, normal insanların gittiği, bir kadeh içki içerken havadan bahsettiği ve sohbete hazır oldukları yerlerden söz ediyorum. Ne kadar aptalca olursa olsun biri bir sohbet başlatıyorsa katılın: belli bir yolun ne kadar güzel olduğunu sadece kapıya bakarak değerlendiremezsiniz.

Açık olun

En iyi tur rehberi orada yaşayan, her şeyi bilen, yaşadığı yerle gurur duyan ancak bir seyahat acentesinde çalışmayan kişidir. Çıkın sokağa, konuşmak istediğiniz kişiyi seçin ve soru sorun (Katedral nerede? Postane nerede?) Eğer o kişiden bir şey çıkmazsa başkasını deneyin – size garanti ederim günün sonunda en iyi yol arkadaşını bulmuş olacaksınız.

Yalnız ya da evliyseniz eşinizle seyahat edin

Biraz zor olacak çünkü kimse size bakmıyor olacak ama kendi ülkenizi gerçekten geride bırakmanın en iyi yolu budur. Grupla seyahat etmek kendi dilinizi konuşurken, grup liderinin size söylediği şeyleri yaparken ve ziyaret ettiğiniz yerle ilgili değil grup dedikodusuyla daha çok ilgilenirken bir başka ülkede olmaktır.

Karşılaştırma yapmayın

Hiçbir şeyi karşılaştırmayın – fiyatlar, hijyen standartları, yaşam kalitesi, ulaşım yolları, hiçbir şey! Başkalarından daha iyi bir hayatınız olduğunu kanıtlamak için seyahat etmiyorsunuz – sizin amacınız başka insanların nasıl yaşadığını, size ne öğretebileceklerini, gerçeklerle ve sıra dışı şeylerle nasıl baş ettiklerini ortaya çıkarmak.

Herkesin sizi anladığını anlayın

Dili konuşmasanız da korkmayın: kelimelerle iletişim kuramadığım pek çok yerde bulundum, ve her zaman destek, rehberlik, faydalı nasihat gördüm ve hatta kız arkadaşlar buldum. Bazı insanlar yalnız seyahat ederlerse, sokaktan aşağı yürüyüp sonsuza dek kaybolacaklarını düşünürler. Sadece, cebinizde otelinizin kartının olduğundan emin olun – eğer olabilecek en kötü şey olursa da bir taksiye atlayıp kartı şoföre gösterin.

Fazla alışveriş yapmayın

Paranızı taşımak zorunda olmadığınız şeylere harcayın: iyi bir tiyatro oyunu, restoranlar, geziler. Günümüzde, global ekonomi ve internet sayesinde fazla bagaj ödemeden her şeyi satın alabilirsiniz.

Dünyayı bir ayda görmeye çalışmayın

Bir haftada beş şehir görmektense bir şehirde dört beş gün kalmak daha iyidir. Bir şehir kaprisli bir kadın gibidir: baştan çıkarılması ve kendisini tamamen gözler önüne sermesi zaman alır.

Seyahat bir maceradır

Henry Miller şöyle derdi; Roma’ya gidip kulağınıza bağrışan iki yüz bin kişiyle birlikte Sistine Şapeli’ni görmek zorunda kalmaktansa kimsenin keşfetmediği bir kiliseyi keşfetmek daha önemlidir. Muhakkak ki Sistine Şapeli’ne gidin ama caddelerde de gezin, sokakları keşfedin, bir şeyler aramanın özgürlüğünü yaşayın.

Metnin orijinalini okumak için tıklayın.

Leave a comment